16 Ekim 2013 Çarşamba

DEVLET OLANAKLARIYLA "İBADET" OH NE GÜZEL!

Devlet büyüklerinin cami önünde demeç vermesi yeni değil; ama hiç şimdiki gibi tantanalı siyasal gösterilere dönüşmemişti. Bir başbakan, bir bakan istediği yerde konuşabilir mi? Her yaptığı işi “ecdat” buyruğu sananlara bir “ecdat” uyarısı: Sözünü bil, pişir; der, devşir… Bir başka deyişle sözün nereye varacağı çok iyi düşünülmeli; ancak nerede, nasıl söyleneceği de çok önemli… Çünkü söz sahibi olanın, hele hele devleti temsil edenin sözü yere düşmemeli…
Yıllardır birileri inancını doğru dürüst yaşayamamaktan yakınıyor; tek engel olarak da laiklik gösteriliyor. Cumhuriyetimizin laik oluşu, 1950’den sonra “milliyetçi muhafazakâr”ları rahatsız ediyordu; bugünse Uğur Mumcu’nun deyişiyle “sarığı, seçim sandıklarına dolayan”ları... Eğitsel ve ekonomik açılardan bakış ve yaşam alanları daraltılan toplumlarda inanç, zamanla tutunulacak tek dal oluyor. İnsanların yoksulluğundan, bilisizliğinden yararlanan siyasacılar da bu dalı kendilerine göre eğip büküyor. Bu nasıl bir inançsa doğru, yasal, etik olmayan sözlerle eylemler birbirini izliyor.