10 Nisan 2013 Çarşamba

Yeni Romanım: BAHTABAKAN

Yazın dünyasına öykü kitaplarımla girdim, Türkçeyle ilgili birçok yapıtım ve yüzlerce yazım var. Yeni romanım yakında Cumhuriyet Kitap’tan çıkacak. Bu benim dördüncü romanım; adı Bahtabakan.
Ben, yaşamdan kesitler diyebileceğimiz toplumsal olay, oluşum, durumları öyküleştiriyor ya da roman konusu yapıyorum. Her yazarın kendince bir tutumu, yoğurt yiyişi var; benimki böyle. Edebiyatın, özellikle bizimki gibi ülkelerde bir başkaldırma, uyarı aracı olabileceğine inanıyorum. Ne yazık ki halkın bir eli yağda öteki balda değil; benimki de değil. Ben, sokaktaki insanlardan yalnız biriyim; onlarla aynı umarsızlığı paylaşıyorum. Paylaştığımız şeyler arasında en az yer tutan ne biliyor musunuz? Umut, sevinç…
Romanlarımın ilki, Uğur Mumcu’yu anlatan yaşamöyküsel romandı. Dilci-Yazar Emin Özdemir’in dediği gibi bu yapıt, ülkemizde örneği pek az olan gerçek belgelerden yola çıkan belki de ilk yaşamöyküsel romandır. İkincide 1999 Marmara depremini yazdım. Büyük acılar yaşanmıştı; ihmalden, aymazlıktan binlerce insan ölmüştü; yaşananları kanıtlayan onlarca belge bilgi vardı; bunlar tarihin tozlu raflarında kalamazdı. Yazar, çağına tanık olma görevini de üstlenen kişidir; bu tanıklığa arkamı dönemezdim. Yazdım.
Üçüncü romanım Gümüşana’da köyden ilçeye, ilçeden önce gecekondu bölgesine, sonra kentin ortadireğinin yaşadığı bir semte göçen ve “ne köylü kalabilen ne kentli olabilen” kadınları anlattım. Köy romanları, kasabada ve kentteki türlü yaşamları anlatan yapıtlar var. Ancak köy-ilçe- kent geçişindeki gelgitleri anlatabilen ne yazık ki az… Bunu da yazdım.
Yeni romanım yine yaşamsal gerçekler üstüne kurulu… Bu kez çocuk gelinken, varsıl dünyasında mutlu olduğunu sanırken bir anda tüm yaşamı değişen, yaşama ilişkin birçok değerli şeyi kendi çabasıyla elde eden bir kadını ve hepimizin bildiği “yüzyılın davası” denilen ve bin bir türlü hukuksuzluğun sergilendiği Ergenekon davası benzeri karabasanları anlattım.
Bahtabakan nedir; bahtabakanlar kimlerdir? Adlandırma okura da ilginç gelecek; çünkü halk arasında bahtabakan olan bilinen bukalemunlar gibi durmadan renk değiştiren bir yığın dönekle çevrildiğimizi görmek bilgi, bilinç düzeyi düşük insanları derin uykusundan uyandırmaya yetiyor mu; romanda bunu görüyoruz. Romanda zengin kocasına, emeksiz edindiği olanaklara göre örtünen ya da soyunan kadınları, gittikçe artan din baskısının, hukuksuzluk ve saygısızlığın birçok yaşamı dümdüz etmesini, gerçeğe yakın öyküler üstünden kurguladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder