3 Aralık 2012 Pazartesi

Dilimde Tüy Bitti'den

2000'lerin Türkiyesi'nde Nece Konuşuluyor?
Bakkala, büyük alışveriş yerlerine gidiyor, ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Arapçadan bakkalı aldık, Türkçesini bulamadan yüzyıllarca kullandık. Derken “super”i, “hiper”iyle “market”ler çıkarıldı karşımıza. Bu nasıl bir bilinçtir, bu nasıl bir ülkedir ki halk, hiç düşünmeden önüne her konana “Peki!” diyor. Bu, belki biraz geçmişimizle ilgili bir alışkanlık... (Öyle ya hep “fetih”le geçen zamanlarda buluş yapma, yapanları düşünme olanağı bulamamışız pek...)

Çoğunun ocağına çoktan incir ağacı dikilen bakkallara değil de “market”lere girin: “With fresh milk”li bisküvilerden ekmeğe dek her türlü yiyeceğin “light”ı sizi bekliyor. Sütün, yoğurdun, ekmeğin, reçelin “light”ı sıra sıra... Televizyon dizilerinde “light erkek”ler bile var.

Arapça “hafif” sözcüğü de “hafif” geliyor artık; yağsız süt, yoğurt, şekersiz reçel (çörek, kurabiye, baklava vb.) demeye utanıyoruz sanki. Bu “light” yiyeceklere yönelmenin, daha doğrusu saldırmanın amacı ne? Şişmanlamamak... Sağlıklı olmak...

Ruh sağlığı, bilinci bozulanlar, şişmanlamaktan korkuyorlar, peh!

Bizim köylü yoğurdun, peynirin “light”ını yüzyıllar önce bulmuştu. Dedelerimizin kimisi “yavan yoğurt, yağsız peynir, kaymaksız sütü” severdi. “Keş” dedikleri yağsız peynir, böreğe çöreğe de konurdu.     
 
Öyleyse çeviri yaparak yiyeceklere ad aramaya gerek var mı? Saçma...
“Light yoğurt” gibisi var mı, elimizden gelse bütün dünyaya öğrettiğimiz “yoğurt”u bile Amerikancalaştıracağız! Hayır “Turka”laştıracağız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder